OSMANİYE’NİN KURULUŞU
Bilindiği gibi Padişah Abdulaziz, devletin çöküşünü önlemek amacıyla
bir dizi reform yapmıştır. Bu reformlar arasında Gavur
Dağları, Kurt
dağları, Kozan Dağları ve Kahramanmaraş’a kadar olan bölgedeki
Türkmen isyanlarının bastırılması, Zeytun Ermenileri terörünün
önlenmesi ile göçebe yaşayan aşiretlerin yerleştirilmesine ilişkin
çalışmalar, hem ülkenin, hem de, bölgenin kaderini değiştirmiştir.
Bölgedeki isyan ve terör sorununun çözümlenmesi için askeri yönden
Derviş Paşa, siyasi yönden Ahmet Cevdet Paşanın yönetimindeki
“Fırka-i İslahiye” adında bir reform ordusu kurulmuştur. Fırka-i
İslahiye’nin yöredeki askeri harekatı ve reform çalışmaları Mayıs
1865 (Muharrem 1282) de başlamış, üç yıl gibi çok kısa bir süre
sonunda, şubat 1867 (Zilkade 1284) de tamamlanmıştır.
Bu hareket esnasında, Yarpuz’da
ki Türk’düzü çatışmalarından başka ciddi çatışma çıkmamış, ağaların
ve beylerin hemen hepsi, kendi istekleriyle devlet güçlerine teslim
olmuşlardır. Fırka-i İslahiye’de, her aşireti kendi kışlaklarına
veya istedikleri yerlere iskan etmiştir. Buna rağmen dönemin ünlü
halk ozanı Dadaloğlu’nun, Osmanlı’ya ve Fırka-i İslahiye’ye
tepkilerini anlamak mümkün değildir.
Osmaniye’yi fırka-i İslahiye kurmuştur. Osmaniye’nin kuruluş
sebeplerinden birincisi, burada, Hacı Osmanlı Köyü adında çok eski
bir köyün olması, ikincisi, bu köyün, yörenin en saygın köyü olması,
üçüncüsü ve belki de en önemli sebep burasının merkezi konumudur.
Adına da zorunlu iskan nedeniyle halkın incinmiş olan gururunun
okşanması için, buradaki köyün adı verilmiştir. Bir başka yoruma
göre ise, Osmanlı Devletine duyulan saygıdan dolayı “Osmaniye”
denmiştir. Osmaniye; “Osmanlılara ait” anlamına geldiği gibi
“Osmanlının eli, Osmanlının yurdu” anlamlarını da çağrıştırmaktadır.
Osmaniye, 20 Ağustos 1865 (26 Rebiülevvel 1282) de, Fırka-i
İslahiye, Hacı Osmanlı Köyüne geldiği gün fiilen kurulmuştur.
Ardından kaza (Kaymakamlık) yapılmıştır. Aynı yıl, Hacı Osmanlı
Köyü halkı, şimdiki Hacı Osmanlı Mahallesini, Alibekiroğulları,
Bostancıdamı denilen şimdiki Alibekirli Mahallesini, Tecirli’lerden
Cırnazlı aşireti de, Rızaiye Mahallesini oluşturdular. Daha sonra
Kafkas’lardan gelen göçmenler de, “Dağıstan” denilen, şimdiki
Alibeyli Mahallesini kurmuşlardır.
Tecirli, Çenetoğlu ve bugünkü
Ceyhan ilçesinin sınırları içinde kalan Cerit Nahiyelerini Osmaniye
Kaymakamlığına, Osmaniye Payas (Üzeyir) Sancağına, Payas Sancağı da,
Halep Valiliğine bağlanmıştır. Ancak 1867’de Payas, Kozan ve Adana
Sancakları, Halep Valiliğinden alınmış, yeni kurulan Adana
Valiliğine bağlanmıştır. Bu tarihte Osmaniye’nin nüfusu,
nahiyeleriyle beraber 1388 hane, yaklaşık 1388x5=6.940 kişidir.
1872
yılında Osmaniye’nin Kaymakamı, Alibeyli Mahallesine de adı verilen
Ali Efendidir. Bu tarihte ilçede; 1 Hükümet Konağı, 1 Cami, 3
Mescit, 1 Medrese ve 45 Dükkan ile 405 hane (yaklaşık 405 x5 =2. 025
nüfus) bulunmaktadır.
CEBELİBEREKET SANCAĞI VE VİLAYETİNİN KURULMASI
Cebelibereket, şimdi Amanos dağları denen Gavur dağlarının ve burada
kurulan sancağın adıdır. Osmanlıca bir deyim olup,
“Bereket Dağı”
anlamına
gelmektedir. Tanzimat Fermanı’nın, Müslüman, gayrimüslim yasaklaması
nedeniyle Müslüman olmayanlar için söylenen “Gavur” deyimi de
yasaklanmıştır. Bu yüzden “Gavur Dağları” yerine bu dağların orman
ürünlerinin yanı sıra zengin florasından dolayı, 1865’de Fırka-i
İslahiye’nin komutanları bu adı vermişlerdir.
Fırka-i İslahiye’nin iskan çalışmalarını tamamlayıp
İstanbul’a dönmesinden 10 yıl sonra 1877 yılında Kozan’da,
Kozanoğullarından Ömer adlı bir kişinin yeniden dağlara çekilip
derebeylik yapma girişiminde bulunması, yöneticileri
kaygılandırmıştı. Hatta bu olay üzerine Kozanoğlu aşiretinin yaktığı
ağıtta şöyle denilmişti:
“Çıktım Kozan’nın dağına
Remil
attım dost bağına
Ne
durursun Kozanoğlu
Kaç
kurtul Gavurdağına”
Cebelibereket Sancağının
kurulmasının bu olayla bağlantısını kuranlar vardı. Cebelibereket
Sancağı II. Abdulhamit’in padişahlığı zamanında, Ziya Paşa Adana
Valisi iken, Gavur dağlarının yönetiminin ve denetiminin daha iyi
yapılabilmesi ve Ziya Paşa’nın dediği gibi, buradaki halkın
“hukukundan emin” olması için, Payas Sancağı Yarpuz’a taşınarak
kurulmuştur. Adına “Cebelibereket Sancağı” denmiştir.
Cebelibereket Sancağının kuruluş tarihi, dönemin Adana Valisi ünlü
şairimiz Ziya Paşa’nın,bir zaman, Yarpuz Orman İşletme binası olarak
kullanılan Hükümet Konağı için yazdığı altı mısra halindeki şu
kitabe belirtilmiştir:
“Hüda
devletle han Abdulhamit’i payidar etsün
Ki
ahdinde memaliki feyz ü irfana karin oldu
Payas’tan Yarpuz’a cay-i hükümet naki idüp şimdi
Bu
etrafın ahalisi hukukundan emin o
Vilayette Ziya Vali iken yazdı bu tarihi
Yapıldı buraya Bab-ül Hükümet dil-nişin oldu”
“Yapıldı buraya Bab-ül Hükümet
dil-nişin oldu” mısrasındaki harflerin sayı değerlerinin, ebcet
hesabıyla toplanmasından H.1296/M.1878 tarihi elde edilir. Yani,
Payas Sancağı Yarpuz’a 1878 de taşınmış ve Cebelibereket Sancağı
kurulmuştur.
Cebelibereket Sancağı; Kozan, Mersin ve İçel Sancakları ile birlikte
Adana Vilayetine bağlanmıştır.
1881
yılında, Cebelibereket’in Mutasarrıfı Yusuf Paşa, Osmaniye’nin
Kaymakamı, Rızaiye Mahallesine de adı
verilen Rıza Bey’dir.
Bundan
111 yıl önce, Rıza Bey’in Cebelibereket Mutasarrıfı, Şemsettin
Efendinin, Osmaniye Kaymakamı olarak görev yaptığı 1891 yılında
Osmaniye şöyle tanıtılmaktadır:
“Osmaniye kazası Merkez-i Liva’dan 6 saat süren ba’d garbide vaki
Rızaiye makarr-ı kaza olup kıyı köyleri Cerit, Tacirli, Çenetoğlu
Nahiyelerini havidir. Rızaiye kasabasının önünde kıble canibinden
Karasu cereyan idüp, 7 değirmen ve 2 pirinç dingi idare eder
harklara münkasim olarak pirinç ve susam vs. yetiştirir.
Bu kaza
dahilinde, Hamıs Suyu, Mercin namlarıyla büyükçe çaylar olup, Ceyhan
Nehri’ne mansıb olurlar.
Merkez-i
Kazanın havası yazın kesb-i vehamet iderek, ahali iki buçuk ve dört
saatlik mesafelerdeki yaylaklara çıkarlar.
Ormanlık
ve eşcar-ı müsirresi ve mahsülat-ı arzıyyesi derece-i vüstada olup,
aşaire mahsus kilim, çul ve kıl inas nesh ve imal iderler.
Mezkur
Cerid Nahiyesinin kilimleri aşairin, eskiden beri meşhur olan
kilimlerinin en güzel nefisidir.
Ahali-i
kazanın bir kısmı rençberlik ve ziraat ettikleri gibi, kısm-ı diğeri
de sığır, koyun ve keçi yetiştirirler.
1 Cami,
5 Han, 3 Fırın, 30 Dükkan, 2 Mektep, 7 Değirmen, 2 Dink vücuttur.
Nüfus;
İslam: 7.764, Hıristiyan: 100”.
Cebelibereket Sancağı, 1908 yılında Meşrutiyet’in ilanı ile
birlikte, Yarpuz’dan önce Erzin’e, sonra da Osmaniye’ye taşınmıştır.
Osmaniye’de Merkez Ortaokulunun yerindeki hanın, ilk sancak binası
olduğu söylenir.
1923
yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, sancakların vilayete
dönüştürülmesi nedeniyle “Cebelibereket Vilayeti” adını almıştır.
Mehmet Eminler’in evinin de Vilayet Konağı olarak kullanıldığı
söylenir. Ama asıl Vilayet Konağı, 1930’da yaptırılan bir süre de
Kaymakamlık olarak kullanıldıktan sonra, 1991 yılında yıktırılıp
yerine Özel İdare işhanı dikilen binadır.
Cebelibereket Vilayetinin Merkezi Osmaniye’dedir. Bahçe, İslahiye,
Hassa, Payas ve Ceyhan da kazaları olmuştur.
1908’den
itibaren 15 yıl sancak, 10 yıl da vilayet merkezi olan Osmaniye, 1
Haziran 1933’de sebebi hala anlaşılamayan bir tasarrufla ilçe haline
dönüştürülmüş ve Adana’ya bağlanmıştır.

Osmaniye, 1865 iskanından sonra coğrafi konumundan kaynaklanan
avantajları nedeni ile hızla gelişmiştir. 1927 yılında Osmaniye’de
35 konak, 200’ü kiremit örtülü olmak üzere, 400 huğ tipi konut
olduğu söylenmektedir. 1927 yılında nahiye ve köyleri ile birlikte
Osmaniye’nin nüfusu 18.282 iken, 1940 yılında 24.778’e, 1945 yılında
29.054’e, 1950 yılında 34.661’e ulaşmıştır.
1950’lerde ülke çapında başlayan sanayileşme/şehirleşme sürecinde
merkezi konumu, ulaşım kolaylığı ve ılıman iklimi nedenleriyle,
Osmaniye, özellikle doğu kökenli tarım işçilerinin göç cenneti
olmuştur. İskenderun Demir ve Çelik Fabrikasının açılması ile
birlikte Osmaniye’ye göç hızla artmıştır.
Tarih boyunca yukarı Çukurova’nın adeta devamı olan Gavur Dağları ve
bu dağların koyaklarındaki yemyeşil yaylaları da, bölgenin en canlı
turizm köşelerindendir. Osmaniye ve çevresindeki yerleşim
birimlerinden her yaz sadece iki ay gibi kısa bir süre için, bu
yaylalara 50.000’den fazla nüfus çıkmaktadır. Yalnız Zorkun ve yakın
civarındaki yaylalarda 2002’ yılında TEDAŞ’a kayıtlı abone sayısı
3.358 ulaşmıştır.
Çukurova’da yayla turizmi yönünden Tekir, Bürücek ve Namrun
yaylalarının alternatifi olan Zorkun, Mitisin-Dervişpınarı,
Olukbaşı, Fenk, Ürün, Maksutoğlu ve Bağdaş yaylaları alt yapılarının
yetersiz olması nedeniyle kışın tamamen terk edilmektedir.
Sonuç
Olarak; Ceyhan Nehrinin doğu yakasında bulunan yukarı Çukurova,
antik dönemlerde Karatepe, Kastabala ve Toprakkale, Osmanlı
döneminde ise, Kınık Şehri ile ünlenmiştir.
18.
yy.dan itibaren başlayan bunalım döneminden sonra, bölgenin
merkezinde, Kınık harabeleri üzerinde Osmaniye kazası kurulmuştur.
Bölgenin sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlarının çözümlenmesi,
Gavur Dağlarının asayişinin sağlanması için 1878’de kurulan
Cebelibereket Sancağı , 30 yıl Yarpuz’da, 15 yıl da Osmaniye’de
görev yapmıştır. Osmaniye, 10 yıl da, Cebelibereket Vilayetinin
merkezi olmuştur.
1
Haziran 1933 yılında Adana’ya bağlı bir ilçe olan Osmaniye,
28.10.1996 gün ve 22801 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 24.10.1996
gün ve 4200 sayılı kanun ile yeniden il olmuştur.
Kaynak:
Zorkun.Net |